radyo
radyo
ford
Merve Coşar Elyıldırım
Merve Coşar Elyıldırım

Vücudumuzda Yalnız Değiliz-Yararlı Dostlarımız Probiyotikler

28 Eylül 2016 Saat: 18:05
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 1.677 kez okunmuştur

Hiç düşündünüz mü heyecanlandığımızda karnımız ağırır,midemizde kelebekler uçuşur, kendimizi kötü hissettiğimizde iştahımız azalabilir ya da tam tersi artar, sehayat ettiğimizde sindirim sistemi sorunlarımız olur. Duygu durumumuzdaki değişimlere göre bağırsağımızın cevabı değişir. Yeni yapılan araştırmalar bağırsağın duygusal beyin olarak yorumlanması gerektiğini göstermiştir. Bağırsaklardaki sinir ağı, omurganın tamamındaki sinir hücrelerinden çok daha fazlasından oluşmaktadır.Nöro bilimcilerin keşfine göre, bu “ikinci beyin” neredeyse kafadaki beynin bir ikizi; hücre tipi, etken maddeleri ve reseptörleri ile kafadaki beynin birebir aynısıdır. 

Satır içi resim 3
75 yıllık yaşam süresince 30 ton gıda ve 50 bin litre sıvıdan fazlası bağırsaklardan geçer.Bağırsakların yanında, kalbin adi bir pompa olduğunu düşünülüyor. Bağırsak hergün milyonlarca zehir ve tehlikenin hakkından ustaca geliyor. Bağırsaklardaki kumanda merkezi, en azılı düşmanlara karşı savaşıyor. Hergün, dışarıdan aldığımız ve bir nevi bizimle birlikte yaşayan, milyonlarcası sindirim sistemimizde ikamet eden mikroorganizmaların, kendi organizmamız içine sızmasını önlüyor. Yani bağırsağımızın sağlığı vücudumuzun genel sağlığını korumak için oldukça önemli. Bilim dünyası birçok hastalığın bağırsak florasının bozulmasıyla ortaya çıktığını kabul etmiş durumda. 
 
Bu aralar adını sıklıkla  duyduğunuz bağırsak florası veya mikrobiyota nedir?
Bağırsaklar alan olarak 400-500 m² büyüklüğünde yani bir futbol sahasının yarısından biraz daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. 
Bağırsak florası veya bağırsak mikrobiyotası, dengesizliği halinde vücutta zararlı etkileri olabilen karmaşık bir sistemi oluşturan mide-bağırsak kanalında yaşayan mikroorganizmalardır. Bağırsak florasında bilinen 500 tür bakteri mevcuttur ve bunlar sayı olarak 1–10 katrilyon arasındadır. Bu bakteriler genellikle kalın bağırsakta bulunurlar. Bağırsakta bulunan bakteri sayısı, insan hücre sayısının 10 katı kadardır. Yani aslında sayı bakımından düşünecek olursak, vücudumuzda yalnız olmadığımız gerçeği ile karşılaşırız.Bağırsaktaki faydalı bakterilerin zararlı olanlara yönelik ideal dengesi yüzde 85 iyi yüzde 15 kötü bakteri şeklindedir. Bu oranı muhafaza etmek bağırsak sağlığını en iyi seviyede tutmanın sırrıdır. İyi haber şu ki, sadece 24 saat gibi kısa bir sürede yediklerinizi basitçe değiştirerek  yeni bir bağırsak florası elde edebilirsiniz. 

 

Her bireyin kendine özgü bir bağırsak florası vardır,tıpkı parmak izi gibi. Bu doğumdan itibaren hatta hamilelik sürecinde annenin beslenmesiyle başlar, doğum kanalından anneden bebeğe geçer  ve daha sonra yaşam sürecinde beslenme ile değişir.Bu nedenle doğum şekli ve annenin hamilelikteki beslenme şekli bebeğin tüm hayatını etkiler. Sezeryan doğumda vajina florasındaki yararlı bakteriler bebeğe geçemediğinden sezeryan doğan bebeklerin normal doğan bebeklere göre daha zayıf bağışıklığa sahip olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Yani kısaca, bağırsak floranız ne tüketiyorsa siz de osunuz.

Diğer sık duyduğumuz terimler ise Probiyotik ve Prebiyotik terimleridir.Probiyotikler, sindirim sisteminde belirli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan canlı mikroorganizmalar ve/veya bileşenleri tanımlamaktadır. Probiyotik gıda ise içerisinde yeterli miktarda canlı probiyotik mikroorganizma bulunduran ve raf ömrü sonuna kadar bu canlılığı muhafaza eden üründür.Kısaca probiyotikler bağırsağımızdaki faydalı dostlarımızdır.

Prebiyotikler ise bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin sayısını ve aktivitesini ve probiyotiklerin etkisini arttıran sindirilmeyen bileşenlerdir. Prebiyotik gıda, içerisinde prebiyotik bileşen içeren gıda ürünüdür. Prebiyotik bileşenler, daha çok karbonhidrat grubunda yer alan ve genellikle çözünür lif işlevi gören oligosakkarit veya polisakkaritlerdir. Gıdalara eklenen en yaygın oligosakkaritler; fruktooligosakkaritler, galaktooligosakkaritler ve polidekstrozdur. 

Probiyotikler hakkında çok fazla çalışma yapılmıştır. Araştırmalar gösteriyor ki, bağırsak florasının iyileştirilmesiyle bir çok hastalığın tedavisinde yol kat edilmektedir. Obezite, Diyabet(Şeker hast.), Sindirim Sistemi Hastalıkları(Gastrit, Ülser vb.),Egzama ve Çeşitli Deri Hastalıkları,Allerjilerin Önlenme hatta Depresyon tedavisinde bile Probiyotikler ile tedaviden yararlanılabileceği saptanmıştır. Ayrıca diyetisyenlerin de  son zamanlarda diyet listelerine probiyotik gıdaları ve probiyotik takviyeleri aldığını biliyoruz.

Kısaca değinirsek, bağırsak sağlığımızı iyileştirmek için floramızdaki iyi bakterilerimizi çoğaltmalıyız, bunun için beslenme biçimimize dikkat etmeliyiz. Özellikle basit karbonhidratlar tüketmekten kaçınmalıyız. Düşük karbonhidratlı beslenmeye özen göstermeli, şekerden ve özellikle işlenmiş yani paketli gıdalardan uzak durmalıyız. İyi bakterileri desteklemek için probiyotik içeriği yüksek besinler tüketmeliyiz. Ev yapımı kefir, yoğurt,turşu,sirke gibi..Lifli gıdalarda da prebiyotik içeriği yüksek olduğundan  iyi bakterilerimiz için bu tür besinleri tüketmeliyiz. Prebiyotiklerin en iyi kaynakları; asparagus, muz, soğan, sarımsak, pırasa, kepekli buğdaylar, yulaf, keten ve arpadır. Prebiyotikler makarna, tahıl barları, yoğurt ve lor peynirine de eklenebilir. Ayrıca, inulin (bir çeşit lif), maltodextrin ve dayanıklı nişasta gibi besin içerikleri, prebiyotik rolü üstlenebilir. 

 

Maalesef günümüz şartlarında, bu tür beslenmeye yeterince dikkat edemediğimiz oluyor. Peki ne yapacağız, işte burada son teknolojinin nimetlerinden olan canlı bakterilerin toz ya da kapsüle edilmesiyle hazırlanan takviye ürünler imdadımıza yetişiyor. Günlük olarak rutininize ekleyeceğiniz probiyotik takviyeler sadece sindirim sorununuzu çözmekle kalmayacak aynı zamanda kilo kontrolünüzü sağlayacak ve genel vücut sağlığınızın iyileşmesine katkıda bulunacaktır.

Probiyotiklerin gücünü test etmek için, çok değil sadece bir hafta şekerden, glutenden ve işlenmiş gıdalardan uzak bir diyet uygulayın. Aynı zamanda probiyotik içeriği yüksek besinler tüketmeye özen gösterin, takviye probiyotik kullanın. Vücudunuzdaki iyileşmeyi mutlaka fark edeceksiniz.

Kendinize bir iyilik yapın,bağırsak sağlığınıza gerekli özeni gösterin. Karşılığını alacağınızdan hiç şüpheniz olmasın!

Yine Bonus olarak da Probiyotikli tarifimiz var.

İlki özellikle bayanların adet döneminde yaşadıkları ödem şikayetine çözüm olabilecek, yüksek antioksidan içerikli detoks içeceği.

PROBİYOTİK DETOKS İÇECEĞİ

Malzemeler

-1 Kalın Dilim Ananas

-Yarım demet Roka

-1 Küçük Salatalık

-2-3 Dal Taze Nane

- 1 Fındık Büyüklüğünde Taze Zencefil,

- Yarım Limonun Suyu 

- 1 Paket Probiyotik Saşe( Eczanden temin edebilirsiniz)

-Su

Hazrılanışı 

Tüm malezemeleri blendırdan geçirin, iyice karıştırarak kıvamlı bir içecek halini almasını sağlayın.

Soğuk servis yapın. Afiyet olsun.

Satır içi resim 1

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeliden, Türkiyeden ve Dünyadan Son Dakika Haberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Grip Aşısı Olmanın Tam Zamanı22 Şubat 2020 Saat: 08:46
Grip Aşısı Olmanın Tam Zamanı28 Eylül 2016 Saat: 18:05
KADINLAR BU YAZI SİZİN İÇİN28 Eylül 2016 Saat: 18:05
D VİTAMİNİ'NİN ÖNEMİ28 Eylül 2016 Saat: 18:05
LAVANTA YAĞI MUCİZESİ28 Eylül 2016 Saat: 18:05
Tüm Yazıları
Yukarı ↑